18 Mart 2010 Perşembe

New Semester, New Campus

Our vacation is over since almost three weeks now and we started our new semester in our new IUS campus. There are both positive and negative sides of the new campus and I think the most negative side for us is that the location of it is quite far from our apartment now. Below, you can see the old and new buildings.

8 Şubat 2010 Pazartesi

Vacation Time!!!

After a long, painful and tiresome semester, it is finally the time for having some rest. Despite the knowledge that it will be not so warm there, we are going to Sweden today. Around 20 days will be spent there far from students, courses, thesis... Yey!

2 Şubat 2010 Salı

Saraybosna'da Ölüm İlanları


Türkiye genelinde ölüm ilanları sala ile yapılır bildiğim kadarı ile. Saraybosna'da, ve belki de tüm Bosna'da, ise ilginç bir gelenek bu konuda. Ölen kişiye ait bilgileri içeren bir belgeyi hem ölen kişinin bulunduğu apartmanın ya da evin dışına hem de işlek caddelerdeki direklere asıyorlar. Buraya kadar çok da garip değil belki ama işin ilginç yanı şu ki ilanın üzerindeki renk, kişinin dinine göre değişiyor. Yani mesela ölen kişi müslüman ise renk yeşil, katolik Hırvat ise mavi, ortodoks Sırp ise siyah renk oluyor. Boşnak tarihi aldığım hoca bu renk ve din ayrımları ile ilgili ilginç bir anektod aktarmıştı vakti zamanında: Tito'nun komunist Yugoslavyası çökünce gizli kapaklı ne kadar iş varsa belgelere döküp kitap yapılmış. Yani senin ailenden kimler gidip seni ispiyonladı vs. gibi bilgiler. Bunlar basılırken de müslümanlarınkini yeşil kapaklı, katoliklerinki mavi kapaklı, sırıplarınkini ise siyak kapalı basmışlar. Velhasıl-ı kelam din-renk ayrımı var baya hayatın içindeki yansımalarda. Yukarıdaki ölüm ilanı, bizim apartmanın kapısına asıldı bugün. Kötü ki bu kişi ile aynı yerde oturuyoruz demek ama kim olduğunu bile bilmiyorum. Belki de geçerkene selam verdik birbirimize. Ben bana sorulan 'kako si?' (nasılsın?) sorusuna yarım yamalak Boşnakçamla 'dobro, hvala' (iyiyim, teşekkürler!) dedim belki ama hatırlamıyorum maalesef. Ama yine de geçerken her gördüğümde Allah rahmet eylesin diyorum işte en azından.

10 Ocak 2010 Pazar

Again Metkovic!

Yes, our 3 month-period is over again and we needed to go out of the country and turn back again. The direction was Metkovic again. But this time it was much much better trip since there were more people who are in the same situation as us and the university arranges two mini buses for us. We just passed the border, had a coffee break in Metkovic and then turned back to Sarajevo. I do not like this procedure at all but hopefully it will be the last time we are doing it.
Bosnia and around it is quite rainy since last few days. Above is a photo where you can see the flood in the main street of Metkovic.And here is this "famous" border between Bosnia and Croatia. I forgot how many times I passed through it.

18 Aralık 2009 Cuma

Sarajevo, the white bride!

We have been wrapped by heavy snow since almost 1 week now. I wanted to share some photos taken around our neighborhood. The first photo below shows a person who supposed to be my husband... Somewhere under the snow :) And the second photo shows an object which supposed to be a car... Somewhere under the snow...


Actually, I started to think that it is a myth that Sweden is so cold (at least not all of it). Sarajevo is definitely the coldest place I have ever seen. Brrr...

13 Aralık 2009 Pazar

M. İslamoğlu ile Söyleşiden Arta Kalanlar

İslamoğlu'nun sohbetine iştirak etmek Bosna'ya nasipmiş! Aslında oldu baya ama ben ancak yazabiliyorum arta kalanları. Konu; Balkanlar ve İslam...
1) İslam Fetih Tasavvuru: Fetih, toprak almak ve güç elde etmek değildir. Fethin amacı, yürek kazanmaktır. (Bkz. Fetih ve Nasr sureleri)
2) Batı ile Karşılaşma: a. Endülüs b. Osmanlı c. Şimdi (karşılaşma adalet ve ahlak üzerinden artık)
3) Balkanlar ve İslam: Balkanlar'ın İslam ile bir şekilde hemhal olma yolları;
a. Sicilya'dan gelenler (İdrisi gibi) b. Kuzeyden gelen Türk kavimleri (Uzlar, Peçenekler vs.) c. Selçuklular (Sarı Saltuk örneğin. Bu Sarı Saltuğun hikayesi ilginç. Zira zaat-ı muhterem ölmeden önce kendisi için 11 tane tabut yaptırılmasını ve sadece 1 tanesine asıl cesedinin konmasını arzu ediyor. Tabutların hepsinin de ayrı yerlere gönderilmesini istiyor. Tabutların şu an itibariyle nerelerde olduğu tartışma konusu. Evliya Çelebi'ye göre tabutların olduğu bazı yerler şunlar; Edirne, Babadağ, Bulgaristan, Moskova, Lehistan, Bohemya, Bosna -önceki yaz bu bahsedilen tabutu görme imkanımız oldu. Hatta foto da koymuştum- veee İsveç!)
4) Bosna ve İslam: Bogomiller büyük bir etken, Osmanlı 'dan da evvel. Bu Bogomiller ilginç bir mevzu. Değişik inançları varmış; Meryem'i kutsal saymıyorlar, vaftizi kabul etmiyorlar, ruhbanlık yok, haçı reddediyorlar, İsa'nın çarmıha gerilişini reddediyorlar ve maniehistler. İşte bu tarz inançlarından dolayı Osmanlı bu topraklara geldiğinde İslam'a geçişin kolay olduğu belirtiliyor bazı tarihçilerce. Oryantalistlere göre ise Boşnakların İslam'a geçiş nedenleri şöyle; zulüm, cizyeden kaçınmak, dünyevi menfaat ve mevki, kilisenin yetersizliği. Bu tarz iddialar gerek Babuna gerek Malcolm ve gerekse de İmamovic'in Bosna tarihine dair kitaplarında sebepleri ile beraber reddediliyor. İslamoğlu'nun öne sürdüğü İslam'ı kabul gerekçeleri ise şöyle; sade tevhid akidesi, kilisenin zulmünden kaçma (Bogomillerin Vatkan tarafından reddedildiği ve soruşturmaya tabi tutulduğu biliniyor), feodallerden kaçma ve katolik-ortodoks çekişmesinden sıyrılma. Özellikle Saraybosna'daki milli müzede Bogomillere ait eski mezar taşları bulunuyor. Farklılıkları mezar taşlarından dahi gözlemlemek mümkün.

İşte sohbetin genelce özeti böyle idi. Üzgünüm ki İslamoğlu'nun o latif sohbet üslubunu yansıtamıyorum tamamiyle. Affola!